Türkiye Cumhuriyeti

Karaçi Başkonsolosluğu

Bilgi Notları

Pakistan Ekonomisi, 09.07.2014

Pakistan, nominal Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) bakımından dünyanın 47.ci, tüketici alım gücü esaslı GSYİH açısından ise 28.ci büyük ekonomisine sahiptir. Ülke ekonomisi, temel olarak tarım ve tekstil sektörüne dayanmaktadır. GSYİH’nın sektörel dağılımı kabaca %20 tarım, %25 sanayi, %55 hizmet sektörü şeklindedir. Gerek tarım, gerek sınaî üretim, ülkeyi kuzey-güney ekseninde geçen İndus nehrinin etrafında bulunan verimli ovalarda yoğunlaşmıştır. Ülkenin finans ve ticaret merkezi Sindh Eyaleti’nin başkenti Karaçi iken, GSYİH’nın %70’e yakını Pencap Eyaleti’nde üretilmektedir. Pencap Eyaleti, tarım ve hizmet sektörlerinde başı çekmektedir. Kayıtlı işgücünün yarıya yakını tarım sektörü tarafından istihdam edilmektedir.

 

Pakistan’ın temel ihraç ürünleri, pamuk, deri, pirinç buğday ve tekstil malzemeleri olup, ABD, Afganistan, BAE, İngiltere, Almanya ve ÇHC ihracat yaptığı başlıca ülkelerdir. Ağırlıklı olarak petrol ürünleri, makineler, telekomünikasyon aletleri, dayanıklı tüketim maddeleri ve gıda ürünleri ithal eden Pakistan’ın, ithalat gerçekleştirdiği öncelikli ülkeler arasında BAE, Suudi Arabistan, Kuveyt,  Malezya, ABD ve ÇHC yer almaktadır.

 

İçinde bulunduğu güvenlik ve hukuki altyapı sorunu nedeniyle yabancı yatırımları ülkeye çekmekte zorlanan Pakistan’da ekonominin karşı karşıya bulunduğu diğer önemli sıkıntıları enerji darboğazı ve yeni enerji yatırımı yapılamaması, vergi tabanının genişletilememesi (ülkedeki tarım sektörü fiilen vergiden muaftır), enflasyon ve yaygın yoksulluk oluşturmaktadır.

 

Pakistan ekonomisinin ortalama büyüme hızı, 1960’larda %6,8, 1970’lerde %4,8, 1980’lerde %6,5, 1990’larda %4,6, 2000’lerde ise %4,8 olarak gerçekleşmiştir. Pakistan’ın 1960’larda benimsediği kalkınma modeli ve planlama stratejisi, aralarında Güney Kore Cumhuriyeti’nin de bulunduğu birçok gelişmekte olan ülke tarafından örnek alınmıştır. Daha sonraki yıllarda artan siyasi istikrarsızlığa bağlı olarak, kamu borçları artmış, büyüme yavaşlamıştır. Hindistan’la savaşlar, Doğu Pakistan’ın (Bangladeş) ayrılması ve Afganistan’ın işgali, bununla beraber dış tehdit algısının sürekli yüksek seyretmesi sonucu savunmaya ayrılan bütçenin yüksek seviyelerde seyretmesi ekonomiye darbe vuran diğer gelişmeleri teşkil etmiştir. 2000’li yıllarda ise terörizmle mücadeleye ayrılan kaynaklar ülke ekonomisi üzerinde ciddi baskı yaratmıştır.

 

2008 ekonomik krizi nedeniyle bozulan ekonomi, 2009 yılında Hükümet tarafından izlenen mali politikalar ve IMF ile imzalanan “stand-by” anlaşması sayesinde iyileşme belirtileri göstermeye başlamış ve 2010 yılı boyunca da göreceli olarak ekonomik istikrar sağlanmıştır. Ancak 2010 Temmuz ayında ülke tarihinin en büyük sel felâketi yaşanmış; toprakların %20’sini sular altında bırakan, 24 milyon kişiyi etkileyen ve yaklaşık 10 milyar Dolar tutarında hasar meydana getiren sel felâketi sonucunda, tarım üretimi ciddi darbe almış, ulaşım ve iletişim altyapısı kaydadeğer ölçüde zarar görmüş ve 2010-2011 mali yılında ekonomik büyüme ancak %2,4 seviyesinde gerçekleşebilmiştir. 

 

Afetin etkisinin hafiflemesi ve ekonomik beklentilerin kısmen iyileşmesiyle bir ölçüde toparlanan ekonomik büyüme 2012-2013 mali yılında  %3,6 olarak kayda geçmiştir. Büyümenin itici gücü tekstil ve gıda ürünlerinin başını çektiği ihracat olmuştur. Hal böyle olmakla birlikte, Pakistan tekstil sektörü maliyet açısından Bangladeş, Sri Lanka gibi ülkelerden kaynaklanan rekabet baskısı altındadır. Ayrıca, ülkedeki enerji darboğazı üretim sektörünü olumsuz yönde etkilemektedir.